Küresel Analiz · Yemen

Kızıldeniz'in Kilidini Tutanlar: Husiler

Yemen'deki çatışmayı ve Kızıldeniz krizini anlamak için tarafsız bir rehber

Hakan Canlan 22 Ekim 2026 @Hakancanlanx Okuma süresi: ~8 dk

Kısaca

Husiler, resmi adıyla Ensarullah (Allah'ın Yardımcıları) Hareketi, Yemen'in kuzeyinden çıkmış siyasi ve silahlı bir harekettir. Ayrı bir ülke ya da millet değil, Yemen içindeki bir aktördür. 2014'ten bu yana başkent Sana dahil ülkenin nüfus yoğun kuzey ve batı kesimini fiilen yönetmektedir. Uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti ise Suudi Arabistan'ın desteğiyle güneyde, ağırlıklı olarak Aden merkezli faaliyet gösterir.

2026 sonbaharı itibarıyla Husiler, hem Yemen içindeki iç savaşın hem de Kızıldeniz'deki deniz ticareti krizinin merkezinde yer alıyor.

Kökenleri: Zeydilik ve Husi ailesi

Hareket, adını kurucusu Hüseyin Bedreddin el-Husi'den alır. Husiler, Şiiliğin Zeydiyye koluna mensuptur. Zeydiler Yemen nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturur ve kuzeydeki dağlık bölgelerde yüzyıllarca imamet yönetimi sürdürmüştür.

Burada önemli bir ayrım var: Zeydilik, İran'daki On İki İmam Şiiliğinden itikadi olarak belirgin biçimde farklıdır ve tarihsel olarak Sünni Şafii mezhebine en yakın Şii kol kabul edilir. Bu nedenle bazı uzmanlar Yemen'deki çatışmayı salt bir "Sünni–Şii savaşı" olarak okumanın yanıltıcı olduğunu vurgular; Husilerin yanında Şafii kabileler, karşısında ise Zeydi gruplar da bulunmaktadır.

Hareket 1990'larda bir dini canlanma ve eğitim ağı olarak ortaya çıktı, 2000'lerde dönemin Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yönetimiyle bir dizi silahlı çatışmaya girdi. Hüseyin el-Husi 2004'te öldürüldü; bugün hareketin lideri kardeşi Abdulmelik el-Husi'dir.

2014'ten bugüne: İç savaşın kısa tarihi

Kızıldeniz neden bu kadar önemli?

Husilerin kontrol ettiği kıyı şeridi, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan Babülmendep Boğazı'na bakar. Süveyş Kanalı'na giden ve oradan gelen deniz trafiğinin önemli bir kısmı buradan geçer. Bu coğrafya, görece sınırlı askeri imkânlara sahip bir harekete küresel ölçekte etkili bir koz sağlar.

2026'da ne oldu?

Farklı bakış açıları

Yemen meselesi, kimin anlattığına göre çok farklı görünür. Başlıca yorumlar şunlardır:

Husilerin ve destekçilerinin bakışı

Hareket kendini yabancı (Suudi, Körfez ve Batı) müdahalesine ve yolsuzluğa karşı direnen ulusal bir güç olarak tanımlar. 2015'ten bu yana süren hava saldırıları ve ablukayı "saldırganlık" olarak görür; Kızıldeniz eylemlerini Gazze'ye dayanışma ve Suudi ablukasına misilleme olarak sunar. Gerginliğin azalması için Suudi operasyonlarının ve ablukanın sona ermesini şart koşar.

Suudi Arabistan, tanınan hükümet ve müttefiklerinin bakışı

Husileri meşru hükümete karşı darbe yapmış, İran tarafından silahlandırılan, eğitilen ve finanse edilen bir milis olarak görürler. Sivil altyapıya, limanlara ve uluslararası deniz ticaretine yönelik saldırıları bölgesel güvenliğe doğrudan tehdit sayarlar. ABD, Husileri yabancı terör örgütü listesine almıştır.

İran bağlantısı konusundaki tartışma

Husilerin İran'dan füze, İHA teknolojisi ve uzmanlık desteği aldığı geniş kabul görür. Ancak bazı analistler, ilişkinin bir "vekil" ilişkisinden çok stratejik ve pragmatik bir ortaklık olduğunu, Husilerin kendi gündemleriyle bağımsız hareket ettiğini savunur. Nitekim 2026'daki hızlı Husi ilerleyişi karşısında Tahran'ın mesafeli bir tutum sergilediği bildirildi.

İnsan hakları perspektifi

Uluslararası insan hakları kuruluşları yıllar içinde hem koalisyonun hava saldırılarındaki sivil kayıpları hem de Husilerin kontrol bölgelerindeki baskı, keyfi gözaltı ve çocuk asker kullanımı iddialarını raporlamıştır. Yani sivillerin zarar gördüğü uygulamalar tek bir tarafla sınırlı değildir.

İnsani boyut

Yemen, Arap dünyasının en yoksul ülkesidir. On yılı aşan savaş; altyapının çökmesine, gıda güvensizliğine, salgın hastalıklara ve milyonlarca kişinin yardıma muhtaç hale gelmesine yol açtı. Ülke fiilen birden fazla yönetime bölünmüş durumda: kuzeyde Husiler, güneyde tanınan hükümet ve ona bağlı ya da onunla gerilimli yerel güçler. 2026'daki yeni çatışma dalgası, zaten kırılgan olan bu tabloyu daha da ağırlaştırdı.

Ne beklenebilir?

Kesin bir öngörü yapmak zor; ancak izlenmesi gereken başlıca göstergeler şunlar:

  1. Kızıldeniz: Babülmendep'teki gemi trafiği ve Suudi tankerlerine yönelik saldırıların seyri, küresel petrol fiyatlarını ve navlun maliyetlerini doğrudan etkiliyor.
  2. Cepheler: Taiz, Marib ve batı kıyısındaki kontrol değişimleri, tarafların pazarlık gücünü belirleyecek.
  3. İran–Suudi hattı: Riyad'ın İran'dan Husiler üzerindeki nüfuzunu kullanmasını istediği bildiriliyor; diplomatik bir açılım tırmanmayı durdurabilir.
  4. BM arabuluculuğu: 2022 ateşkesine benzer yeni bir çerçevenin kurulup kurulamayacağı.

Sonuç

Husiler ne yalnızca "İran'ın vekili" ne de yalnızca "yerel bir direniş hareketi" kalıbına tam oturur. Zeydi dini geleneğinden beslenen, Yemen'in iç siyasi çöküşünden güç alan, bölgesel rekabetler ve İran desteğiyle askeri kapasitesini büyüten, Babülmendep'teki konumu sayesinde küresel ekonomiyi etkileyebilen bir aktördür. 2026'daki gelişmeler, Yemen savaşının artık yalnızca bir iç savaş değil, bölgesel güç dengelerini sınayan bir kriz olduğunu gösteriyor.

Kaynaklar

  1. Bianet – Husiler kimdir?
  2. Milli Gazete – Husiler hangi ülkenin, Yemen'de nereyi yönetiyor
  3. Daily Maverick / Reuters – Houthis attack Aden airport (7 Ekim 2026)
  4. Telangana Today – Houthis say 28 airstrikes hit Yemen (21 Eylül 2026)
  5. Daily Times – Houthis strike Marib (8 Ağustos 2026)
  6. RTHK – Houthis say attacked Saudi tanker (5 Ağustos 2026)
  7. Blue News – Houthi blockade against Saudi ships (Temmuz 2026)
  8. soL Haber – Husiler kim, amaçları ne?
  9. Dünya / AA – Dışişleri'nden Husilerin Mekke saldırısına kınama
  10. İstiklal – Dışişleri, Medine'deki sivil altyapıya saldırıyı kınadı
  11. İstiklal – Abha ve Kral Halid havalimanlarına saldırılara tepki